Analitik Transformasyonel Bilinç

KAVRAMLAR ÜZERİNDEN DEVAM EDELİM…

Bana ait düşünsel sistematiği ben “Analitik Transformasyonel Bilinç” adı ile tanımlar, “Oku-Öğren-Anla-İdrak et-Farkında ol-Bilinçli Farkındalık yaşa-Bilinçsiz Farkındalık Seviyesine Ulaş” diye formüle ederim…

Bu bilinç seviyesinin ilkelerinin başında önyargılardan/ön kabullerden kurtulmak objektif olarak dinlemeyi becerebilmek ve dinlediklerini araştırarak-sorgulayarak sağlamasını yapmak üzere gayret göstermektir…

Bu bağlamda içinde yaşadığımız toplumun sıkıntılarının temelinde kavramlara yüklenen anlamlar üzerinden yaşanan iletişimsizlik olduğunu örneklemek üzere üç kavramı ele alalım…

LAİKLİK-ŞERİAT-TARİKAT

Bu kavramlar üzerinde iletişim kurabilmenin en sağlıklı yolunun kavramlara verilen anlamların toplumun her kesiminde ayni olması gerekir değil mi?

Peki, bu kavramların anlamları konusunda ortak kabul olarak alacağımız referans kaynağı olarak ittifakı nasıl sağlayacağız?

Anayasmızın 24. maddesi, lâikliği, rasyonalist felsefenin çözümlemesine göre tanımlamıştır:[2]

“    Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. „

Bunu okuduğumuzda hepimiz ayni şekilde “bana hitap ediyor” düşüncesine sahip olabiliyor muyuz?

Veya soruyu şöyle bir daha soralım; “Toplumun bireyleri olarak biz laik kavramının anlamını ayni şekilde kabul ediyor muyuz?'

Birisi Laik dediğinde hepimizin kafasında ayni resim mi beliriyor?

İşi biraz daha ileri taşıyalım; Dindar olan laik, Laik olan dindar olamaz mı?

Bir dinin bağlısı laik olduğunda düşünce yapısı nedir?

Bir dinin bağlısı laik olmadığında düşünce yapısı nedir?

Örneğin X dininin bağlısı ben Laik’im dediğinde ne kast etmektedir?

Onun bu söylemi z-y-a-b-c-… dinlerinin bağlılarını nasıl etkileyecektir?

Hadi bir örnek daha verelim; “Ben Müslümanım ve Laikim” dediğimde okuyanlar ne anlamalı?

“Ben Müslümanım ve Laikim” dediğimde okuyanların kafasında oluşan resim mi önemli yoksa benim kafamdaki resim mi? Ve!

Can alıcı soru; Eğer benim “Ben Müslümanım ve Laikim” dediğimde kafalarda ayni resim oluşmuyorsa toplumda iletişim nasıl sağlıklı olabilir?

Şimdi Olayı birde Şeriat ve Tarikat kavramları üzerinden düşünün bakalım…

Birisi Şeriat ve Tarikat dediğinde hepimizin kafasında ayni resim mi beliriyor?

Veya soruyu yukarıda yaptığımız gibi şöyle bir daha soralım; “Toplumun bireyleri olarak biz Şeriat ve Tarikat kavramlarının anlamını ayni şekilde kabul ediyor muyuz

Bu kavramlar üzerinde durmamızın sebebi sadece merak uyandırmak ve duman işaretlerini okumaya giden yolun kapısını arayabilmekti…

Umarım merak uyandırabilmiş ve gereken ilgili oluşturabilmişimdir…